Hekimin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Sigorta Ettirenin Yükümlülükleri

Çarşamba, Mayıs 17, 2017, 13:46

Sigorta ettiren aşağıdaki yükümlülükleri yerine getirmelidir;

a-) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirmek

Bütün sigortalarda olduğu gibi Hekim mesleki sorumluluk sigortasında da sigortalıya rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacıya bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. TTK m1475e göre sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları 10 gün içinde sigortalıya bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca sigortalı kendisine yöneltilen istemleri de aksi kararlaştırılmamışsa derhal sigortacıya bildirmelidir.

Sigorta ettiren veya sigortalı rizikonun gerçekleştiğinden hekimin zorunlu mali sorumluluk sigortası talep esaslı olduğundan dolayı ancak kendilerine zarar gören tarafından yöneltilen bir talep olduğu durumda haberdar olacaktır. Bu haberdar olunan an rizikonun gerçekleşmesi anı olacaktır. Rizikonun gerçekleşmiş olduğu bu durumda sigortacıya bu durum derhal bildirilmelidir. Zarar gören tarafından iletilen talep sigorta ettirene veya sigortacıya doğrudan başvurma şeklinde olabileceği gibi dava yoluyla da olabilecektir. Sigorta ettiren ve sigortalı tarafından sigortacıya yapılacak bildirim şekle tabi tutulmuş olmasa da sigorta ettiren bakımından bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatını kolaylaştırması ve sigortacı tarafından ileri sürülmesi muhtemel iddia olan bildirim yükümlülüğü ihlalinin bertaraf edilmesi için yazılı yapılması önem arz etmektedir.

b-)  Sigortalının sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirmek

Rizikonun gerçekleştiğinin bildirilmesi demek bent d-) de geçen tazminat talebi karşılaşma olgusundan sigortacıya haber verilmesi demektir. Bu iki hüküm arasındaki kısmi kesişme metinde tekrara yol açmıştır.

Rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya bildirim görevi sigorta ettirenin temel görevlerinden biridir. Bu durum tazminat ödeme borcu altına girecek olan sigortacı bakımından oldukça önem arz etmektedir. Zarar gören tarafından talepte bulunulduğunu öğrenen sigortacı bu duruma karşı izleyeceği yolu belirleyebilecek ve gerekli kararları alabilecektir. Bildirimin derhal yapılması gerekliliğinin hüküm altına alınması bu nedenle önemlidir.

Bildirim yükümlülüğünün ihlali halinde 1446. Maddenin 2 ve 3. Fıkraları uyarınca rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin zamanında veya hiç yapılmaması ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre indirim yoluna gidilir ancak sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse tazminattan indirim yapılmaz.

c-)Sigorta sözleşmesi yokmuş gibi, imkanları ölçüsünde zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasının önlenmesi için gerekli her türlü önlemi almak ve bu amaçla sigortacı tarafından verilecek mesleki faaliyet dışındaki sigortacılıkla ilgili makul talimatlara uymak

Sigorta poliçesi kapsamına giren bir olayın gerçekleşmesi ve bu yönde bir tazmin talebinin ortaya çıkması üzerine durumdan haberdar olan sigortacı sigortalıdan bazı belge ve bilgileri isteyebileceği gibi sigortalıya çeşitli talimatlar verebilir.

Bu hükmün getiriliş amacı sigorta ettirenin “nasıl olsa sigorta sözleşmesi var” düşüncesiyle hareket etmesinin önüne geçmek ve önleyici/azaltıcı önlemlere başvurmasını sağlamaktır.

Metinde yer alan” sigortacı tarafından verilecek mesleki faaliyet dışındaki sigortacılıkla ilgili makul talimatlar” ifadesinin içeriği açık değildir ve hangi talimatların bu kapsamda değerlendirileceği muğlak bırakılmıştır. Bunun yanı sıra diğer bentlerde olduğu gibi bu bendin öngördüğü yaptırım da genel şartlarda değil TTK da düzenlenmiştir. TTK 1148/2 gereğince yaptırım kusur oranında bedelden veya tazminattan indirim yapılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

ç-)Sigortacının talebi üzerine, olayın ve zararın nedeni ile hangi hal ve şartlar altında gerçekleştiğinin ve sonuçlarının tespitine`;tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu hakkının kullanılmasına yarayacak, elde edilmesi mümkün bilgi ve belgeleri makul sürede vermek

Bu bent bağlamında değinilmesi gereken husus “elde edilmesi mümkün bilgi ve belge” şeklindeki ifadenin TTK 1447/1 de “sigorta ettirenden beklenebilecek bilgi ve belge” şeklinde karşımıza çıkıyor olmasıdır. Bazı belgelerin sigorta ettiren tarafından elde edilmesi mümkün olmakla birlikte bunun sigorta ettirenden beklenebilir olması gerçekçi değildir. Bu sebeple 1447/1 hükmünün esas alınması daha makul bir çözüm olacaktır. Yükümlülüğe aykırılık durumunda yaptırım TTK 1471/1 de “kusurun ağırlığına göre indirim” şeklinde düzenlenmiştir.

d-)Zarardan dolayı, dava yoluyla veya başka yollarla bir tazminat talebi karşısında kaldığı veya aleyhinde cezai kovuşturmaya geçildiği hallerde, durumdan derhal sigortacıyı haberdar etmek ve tazminat talebine ve cezai kovuşturmaya ilişkin almış olduğu ihbarname davetiye ve benzeri tüm belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek

Bu hükmü a) bendinden farklı kılan nokta, cezai kovuşturma hususunu ele almış olmasıdır. Ceza kovuşturması tazminat sorumluluğuna etki edebilecek olması dolayısıyla bildirilmesi gerekli ve elzemdir. Ceza kovuşturmasının bildirilmesi ödevi sözleşmesel bir görev olup yaptırımı da kanunda öngörülmemiştir. Ancak sigortacı sözleşmeye özel bir hüküm koydurmak kaydıyla ”sözleşmeyi feshederek edim yükümlülüğünden kurtulma” olanağına kavuşabilecektir.

e-)Sigorta konusu ile ilgili başka sigorta sözleşmesi varsa bunları sigortacıya bildirmek

Bu hükümde ifade edilen başka sigortaların bildirilmesi hususu  “Mal sigortalarına” ilişkin hükümlerden biri olan TTK 1465/2 de düzenlenmiştir. Bu hüküm TTK da sorumluluk sigortalarına uygulanacak hükümler arasında sayılmamıştır. Hükmün genel şartlarda “sözleşmesel yükümlülük olarak düzenlenmiş olabilir” ancak yaptırım uygulayabilmek için bu yaptırımında sözleşme de açıkça belirtilmiş olması gereklidir.

SONUÇ

Burada ele alınan maddeler konunun anlaşılması bakımından değerlendirilmiştir. Genel kurallara aykırı olmamak kaydıyla  özel koşullar getirerek sözleşmeleri yapmak mümkün görünmektedir. Ancak sonuç itibariyle bu sözleşmelerin küçük olaylar dışında ve genellikle hasta veya temsilcileriyle sigortacının karşılıklı uzlaşma ve anlaşması dışında, yargı yoluyla hükmedilmiş bir tazminatı gerçek boyutuyla  karşılamayacağı söylenebilir.

Genel yaklaşımın bir yandan hizmetin “iyi hekimlik” çerçevesinde verilmesini sağlamayı hedeflemelidir. Diğer yandan da oluşan her türlü nedene bağlı her türlü mağduriyetin en azından ekonomik boyutuyla “insanın haklarıyla birlikte insan” olduğu gerçeğinden yola çıkılarak karşılanması olmalıdır. Komplikasyon bile olsa oluşan bir zararın bir şekilde karşılanması gereklidir. Her türlü zararda nasıl toplumsal dayanışma ve paylaşım bu zararı karşılanabilir kılıyorsa, bu konuda da böyle bir yaklaşım gereklidir. Bu yalnız hekimlerin hizmet verdiği hastalar ve onların yakınları için değil, bizatihi kendileri ve meslekleri için de bir güvence oluşturacaktır. Hiç bir “risk  sigortası” da böyle bir güvenceden daha etkin ve hedefe yönelik olanak sağlayıcı değildir.

Rizikonun gerçekleşmesi yani bir hastanın tıbbi müdahaleden zarar görmeleri her zaman hekimin hatasından kaynaklanmamakla birlikte Hekimlerin çalışma koşulları ve mesleki olarak riziko ihtimalinin yüksekliği düşünülürse riziko ihtimaliyle karşılaşma olasılıkları çok yüksektir. Bu sebeple zorunlu sigortaları gereği Sigorta ettiren olarak yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmeleri sigorta şirketlerinin rücu imkanlarını kısıtlayarak ortaya çıkabilecek zararı en aza indirgemelerini sağlayacaktır. Hekimlere yönelik bu sigorta türünün zorunlu olmadığı düşünüldüğünde hekimlerin defansif tıp uygulamaları geliştirmeleri rizikonun gerçekleşmesini en aza indirmek için hastalarını seçmeye başlamaları yada bunların hiçbiri yapılmamış olması durumunda karşılaşabilecekleri tazminat miktarları göz önünde tutulduğunda çok yararlı bir sistem olduğu ve yukarıda irdelenen hükümlerin tam anlamıyla sigorta ettiren tarafından yerine getirilmesi durumunda hekimlerin tıbbi faaliyetlerini korkmadan tazminat endişesi altında olmadan yaparak tıbbi gelişmelerin de önünü açacağı aşikardır.

Av. Osman EREL

ER&ER HUKUK VE DANIŞMANLIK


KAYNAKÇA

  • Mustafa Çeker, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na Göre Sigorta Hukuku, 9. Baskı
  • DEMİR, Mehmet, 2010, Tıbbi Organizasyon Kusuru Açısından Hastanelerin Hukuksal Sorumluluğu, Ankara, Turhan Kitabevi.
  • Prof Dr. Rayegan KENDER Türkiye’de hususi Sigorta Hukuku 10. Baskı 2011
  • DEMİREZEN, Dilek, 2008, Hekimin Mesleki Sorumluluk Sigortası, Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul
  • Hekimin Mesleki Sorumluluk Sigortası, Av. Didem ÖZKIDIK, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Hukuk Müşavirliği.
  • Zorunlu Hekim Sorumluluğu Sigortası-Genel Şartlar Şerhi ,TürkiyesigortalarBirliği.com
 
Copyright ©2016 ERER Hukuk Bürosu, Tüm hakları saklıdır. Web Tasarım - Elitnet Yazılım